Pazar, Mart 08, 2015

Club Akvarium Budapest


Gezenti Adam olarak Budapeşte'ye ilk yerleştiğim zamanlarda, genellikle küçük keşifler yapıp, bir şeyler içtikten sonra son tramvay ile eve dönmeyi tercih ediyordum.

"Artık yeter hulann!" dedikten sonra, gelişimin 2. haftası olan 7 Mart Cumartesi gecesi sağlam takılmaya karar verdim. Bunun için bir önceki gün Budapeşte konusunda oldukça tecrübe edinmiş olan Fransız ev arkadaşım ile konuştum. Kendisi de Cumartesi dağıtmak istediğini ve ona takılmamı söyledi. Bodoslama atladım ve aşağıdaki şekilde bir tepki verdim tabi.


fok balığı
Höyk
Gitmeden önce evde biraz demlenmeye başladık. 2 bira sonrası hazırlandık ve yola koyulduk.

Şehir merkezine vardığımızda diğer ev arkadaşlarımızla buluşup onları da alıp geçmeye karar verdik fakat saat henüz 22:30 olduğu için önce bir yerlerde bir şeyler içip biraz daha vakit geçirmeliydik. Özellikle bu kış günlerinde hafta içi bomboş olan sokaklar ve mekanlar, Cuma ve Cumartesi geceleri kalabalıktan geçilmiyor, yer bulunmuyordu. En sonunda kalabalığa karışıp, sürü psikolojisi ile garip bir yere girdik, üst kata çıktık ve strip club görünümlü bir mekana girdik. 3 oda 1 salon bir ev düşünün, orayı mekana çevirmiş işte adam. Ortada bar, dans pisti, gözlüklü genç bir bayan DJ fakat tuhaf Macarca şarkılar çalıyor. Neyse ki mekanın isminin "Lokal" olduğunu öğrenince her şeyi daha bir normal karşılamaya başladım :) 1 saat kadar orada takılıp moda biraz daha girdikten sonra Club Akvarium'a geçmeye karar verdik.


disko topu
Disko Topu - Dıptıs Dıptıs
Gitmemizle birlikte arkadaşın, daha önceden tanıyor olduğu sakallı bir çocuğu bulması pek zor olmadı. "Magic Mushroom" zamanı dediler. Ben istemedim. Direk reddettim. Yok olmaz lan napıyorsunuz, beni pas geçin dedim. Bir 5-10 dakika malzemeler sonra yenip yutulmuştu.

Hemen sonrasında, daha kapıdan girerken Çek dostumuz güvenliklerin üzerine doğru düşerek küçük bir baygınlık geçirdi. Tabi ki de Gezenti Adam, aynı zamanda zor zamanların ünlü bir aktörü, süper kahramanı olarak kendisinin hemen yanındaydı. Çekya'nın (Çek Cumhuriyeti) bağrından kopmuş gelmiş bu tip mi tip arkadaşımızı oturabileceği bir yere taşıdım.

Neyse içeri girdik, giriş bileti 3500 HUF ( 2015-2016 yıllarına göre yaklaşık olarak 30-35 TL yapıyor) . Normalde mekanın genel fiyatları 2000 HUF civarında değişiyormuş. Web sitesinden yaptığım inceleme ile de teyit ettim. 3500'ü duyunca dedim ki, iki katı ödüyorsak var bir şey, fena bir şeye doğru gidiyoruz, hadi hayırlısı.

Montları çantaları teslim ettikten sonra kolumuza bilekliğimizi taktılar ve içeri girdik. Yok böyle bir şey! Ses sistemi, ışıklandırmalar, müzikler, insanlar... İnanın İstanbul ve Ankara'da bu tarzda bu kadar kaliteli müzik sistemine sahip bir ortam görmedim ( En azından Ankara için diyelim ) Ayrıca bu DJ böyleyse, Tiesto vb. hayal bile edemiyorum ki ilk fırsatta bir kaç ünlü DJ konserini yakalayıp o anları da sizlerle paylaşacağım.


Gelecekten gelen edit: Balaton Sound Festivalinde "Tiesto" tecrübesini de yaşama fırsatı bulduk. Buraya tıklayarak ilgili yazımıza ulaşabilirsiniz.

Videolar mevcut. Telefonun ses ve görüntü eşiği yetersiz olduğu için, oldukça cızırtılı aynı zamanda karanlık kalmış. Yine de, bütün yazılarımı olabildiğince görsel materyal ile desteklemek istiyorum, o nedenle paylaşıyorum.



Bu arada içerideki yüzlerce kişiden ancak yarısının benim gibi, sadece alkol kafasıyla orada var olduğuna düşünüyorum. Arkadaşlarım dahil magic mushroom yiyip giren çok fazla kişi vardı. Aynı zamanda LSD kullananların da var olduğunu biliyorum. Ecstasy'i söylemiyorum bile, daha içeri gireli yarım saat olmadan bana gelip "Ecstasy ister misin?" diye soran bir satıcı da oldu. Bu da bir Avrupa gerçeği, bu tarz ürünlerin kullanım oranları inanılmaz yüksek. Aman bulaşmayın diye de uyaralım.

ABONE OLUN

INSTAGRAM

Yazarın Mesajı


2015-2016 yıllarında 4 ayrı ülkede yaşama fırsatı buldum. 2017 yılında beşinci ülke gelir mi dersiniz? :)