Perşembe, Ağustos 11, 2016

Avrupa'nın En İyilerinden: Sziget Festivali - Budapeşte


Gezenti Adam, Sziget Festivali hakkında yazdıklarımızı, Ellie Goulding Ablamız ve Major Lazer kardeşlerimizin muhteşem performanslarıyla ortaya çıkmış olan aşağıdaki müziği dinleyerek okumanızı öneriyor.



Blogumdaki diğer yazılarımda, Macaristan ve Budapeşte'den bahsedip, Avrupa'nın en iyi festivallerinden birisi olarak kabul edilen (ben de kabul ettim) Sziget Festivaline değinmezsem olmaz.

Bir festival düşünün ki; sloganı "ISLAND OF FREEDOM". Bir festival düşünün ki; küçük denemeyecek bir adacığın üzerinde yer alıyor. Bir festival düşünün ki; etrafı yemyeşil bir orman ve Tuna nehri ile sarılmış durumda. Bir festival düşünün ki; bir çok sahne, günün her saati müzik, eğlence, oyunlar, yiyecek-içecek, aktiviteler, neredeyse her ülkeden her ırktan güzel insanlar, dolu dolu dakikalar...

Bu nedenledir ki size satın aldıktan sonra düz saçma sapan bir bilet değil, aldığınız biletin türüne göre ( günlük veyaVIP vb.) kolunuza bir bileklik (ki bu genellikle her festivalde olur) veee Sziget Pasaportu hediye ediyorlar. İşte bu festivalin en büyük farklarından biri de burada başlıyor. Tamamen başka bir ülkenin vatandaşı gibi hissediyorsunuz ve bahsi geçen Sziget Adamıza festival boyunca sadece bu pasaport sahipleri giriş yapabilme imkanına sahip oluyor. İşte size Sziget Festival Pasaportları, güzeller değil mi?


sziget festival pasaport

Pasaportları bileklikleri aldık, turnikelerden geçtik, e şimdi ne yapacağız diyorsunuz gibi geliyor. Diyorsunuz, diyorsunuz. (gözünüzde canlandırarak eğlendiğinizi farzediyor, ona göre anlatıyorum, bu yüzden yukarıda paylaştığım müzik ile birlikte okumanızı tavsiye ettim:)

Adaya doğru ilerlemeye başlıyorsunuz, sizinle birlikte yürüyen onlarca, yüzlerce insanla birlikte. Ve işte ulaştığınız yer tam olarak adayı Budapeşte'ye bağlayan bu köprü oluyor.

sziget festival köprü
Sziget Köprüsü
Bir çok dilde rengarenk hoşgeldiniz yazılarını okurken, yemyeşil çevreye ve nehre bakarak yürümeye devam ediyor, adaya giriş yapıyorsunuz. Tabi ki bu sırada müzik sesleri de yavaş yavaş kulağınıza gelmeye başlıyor. Aşağıdaki video-müzik ile okumaya devam etmenizi tavsiye ederim.




Küçük bir güvenlik taraması ile birlikte artık içeridesiniz. Kum ve çakıl karışımı uzunca bir yol var önünüzde. Sağınız ve solunuz küçük barakalar ile kaplı, bir şeyler satıyorlar, tanıtıyorlar, organizasyonlardan bahsediyorlar. Tabelalar, haritalar her yerde karşınıza çıkıyor ki kaybolmayasınız, dediğimiz gibi bir ada bu. Aynı zamanda pasaportunuzun içerisinde de bir takım bilgiler mevcut oluyor.

sziget festivali harita
Sziget Festival 2016 Basit ve Genel Harita

Bu arada, adada yani Sziget Festival alanında nakit para veya kredi kartı geçmiyor. Adada belirli noktalarda bulunan ofis/gişe tarzı yerlerden elektronik kart alıp, içerisine para yüklüyorsunuz. Ve tüm adada kredi kartı şeklinde onu kullanıyorsunuz. Bu sistem bir bakıma çok güzel, yanınızda bu kart ve telefonunuz dışında hiç bir şey taşımanıza gerek kalmıyor. Ödemeleri, bu kart ile dokunmatik olarak yapıyorsunuz. Güvenli olsun diye kartı boyunlarına kolye şeklinde takanlar (bazı aparatlar da mevcut) olabiliyor. E daha önce de bahsettiğimiz gibi burası "ISLAND OF FREEDOM" yani özgürlükler adası. İnsanlar yalnızca eğlenmek istiyor, haliyle eğleniyorken de hiç bir şeyi kafalarına takmak istemiyorlar, haklılar da.

Nerede kalmıştık? Para işlerini hallettik, kum-çakıl yollar üzerinden sırıta sırıta yürümeye devam ediyorduk sanırım :) O sırada biraz içerilere girdiğimiz an, tek başımıza isek selfie çubuğumuz yada uzun kollarımızla, birden fazla ya da kalabalık isek seçim size kalacak şekilde şurada cool bir fotoğraf çekiliyoruz efendim.

sziget festivali tabela
HAYALLER
sziget festivali
GERÇEKLER

Fotoğraf(lar)ımızı çekildikten sonra, yürüyüş mutluluk felan derken biraz susadığımızı hissediyor hemen soğuk içecek bir şeyler arıyoruz. Aynı zamanda hava da yavaş yavaş kararmaya başlıyor (evet benim dünyamda zaman hızlı geçiyor, yaşlandık be) moda iyice girmek gerek, çünkü Sziget Festival'ine bir amaç uğruna geldik, "FREEDOOM" diye bağırıyorum şuan dermişim. Yok yahu en basit şekilde doyasıya eğlenmek için geldik.

ISLAND OF FREEDOM !!! çığlıkları atıyorken kum-çakıl yollardan ilerlemeye devam ediyor ve içecek bir şeyler arıyorduk. O sırada aşağıdaki müziği dinleyerek okumaya devam ediyoruz.


Yok yok, bu değildir Gezenti Adam, dalga geçme bizle yahu, ya da kibarca, ben bunu beğenmedim değiştir lütfen diyorsanız sizi hem tatlı hem seksi, sesine yandığım Rihanna ablamız ve Calvin Harris dostumuzun yakınlarına alalım.


Her tarzda içecek bir şeyler bulabileceğiniz alanlar, Sziget Festival alanına çok güzel bir şekilde serpiştirilmiş. Büyük sahnelerin etrafında daha çok içecek noktaları mevcut iken ( bazıları sadece genel içecekler, bazıları sadece kokteyl üzerine, bazıları ise markalara özel satış yapıyorlar, örneğin Absolute tek başına ayrı bir stand açmış olabiliyor ) herhangi bir tarafa yürürken de kesinlikle bir kaç içecek noktası ile karşılaşıyorsunuz. Yiyecek alanları ise daha çok belirli bölgelerde toplanmış, bence bu güzel düşünülmüş, böylece her dakika yiyecek kokuları havalarda uçuşmuyor. Haliyle de eheheh, konserin ortasında karnınız guruldamıyor ya da sahnedeki grup pizza dilimlerine benzemiyor.


pizza dansçılar gif

Gündüzleri genelde bir bölümü yazlık bölgeler, bir bölümü beach club havasında gezen ada, akşam-gece saatlerinde, main grupların da ortaya çıkmaya başlamasıyla bereber tamamen bir müzik şölenine ve parti adasına dönüşüyor.

Neden mi? Öncelikle gündüzleri geceden kalma bir ton yorgun insan, bakımsız halleriyle (bu halleri de güzel, çünkü insanlar güzel) dinleniyor, güneşleniyor, yüzüyor vs. Ama hava karardıktan sonra başka insanlarla başka bir mekana gelmiş olabileceğinizi düşünmeye başlıyorsunuz. Çünkü mekanların, Sziget Festival alanının, sahnelerin ışıklandırmalarından tutun, kızların mini etek ve mini şortlarıyla birlikte makyaj eklentisiyle beraber ortalığa dökülmeleri, yağız delikanlıların ise sonunda o deniz şortları ve parmak arası flip-flop terlik kombinasyonlarına karşı darbe yaparak saçlarına başlarına şekil verdiği bi ortamdan bahsediyorum. Zaten günübirlik olarak gelen kesimin büyük bir bölümü de, main grupları dinlemek adına alana akşam saatleri en bakımlı halleriyle giriş yapıyorlar.


İşte Sziget Festivali böyle bir şey. Eğer müzik festivallerine ilgi duyuyorsanız, Avrupa'nın en iyi festivallerinden biri olan bu festivali ölmeden önce görmeniz gereken festivaller listenize eklemenizi öneririm. Bir de uyaralım, bağımlılık yapıyor, gidemediğiniz her sene, festivalin gerçekleştiği tarihlerde, daha iyi nasıl tanımlayabilirim bilmiyorum ama kendinizi adeta "eksik" hissediyorsunuz.

ABONE OLUN

INSTAGRAM

Yazarın Mesajı


2015-2016 yıllarında 4 ayrı ülkede yaşama fırsatı buldum. 2017 yılında beşinci ülke gelir mi dersiniz? :)